30 Ekim 2008 Perşembe
Adamın birini İstanbul'da köpek ısırmış gelmiş köyde köpek taşlıyor..
İçimde bir yerine oturmamışlık var sanki 2000 parçalık bir puzzle a bakıyorum ve kenar parçalarından ikisinin yer değiştirmesi lazım ama çerçevelenmiş çoktan. Yürütmek deniyorsa hayat kendisiyle ilgili işleri yargılıyorum yasama da yapıyorum ama yürütemiyorum. Bir yerlerde bi teker patlak benzin yok ya da direksiyon elimde kalıyor. 1. viteste ınlayıp duruyorum. Arkama bakınca ama yol almışım istediğim yöne mi bilmiyorum. Hangi yönü istediğimi de bilmiyorum. Demek ki film setlerinde olduğu gibi hayat kamyonunun üstünde kendi yaşantımı kullanıyormuş pozu veriyorum ama birileri beni ben istemeden bir yöne götürüyor zaten. Film bitince evine giden ve beni orda karanlıkta bırakan birileri. Sonra evlerinde dvd sinde vcd sinde PC sinde bunları seyredip var be bak ne film yapmış hatun diyorlarsa da ben sette yalnız ve soğukta kapıda bekleşen kedi yavruları gibi birinin gelip bir kapıyı aralayıp beni kucağında içeri götürmesini bekliyorum. Sevgi sanırım biraz da kucakta durmak istediğim. Bi damla da süt olsa da olur olmasa da. Çünkü karnımdan çok yüreğim aç bu yalnızlık diyarında.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)