kendime hoşgeldim. kendine hoşgeldin. aslında tek başına konuşularak geçirilen birşey şu hayat. kimse seni senin kadar dinlemiyor. kimse senin "concern" lerinle senin kadar ilgilenmiyor. bütün gününü saçma sapan "what's the difference between a woman' legs and a sportscar" gibi espriler okuyarak ve hatta bunlara gülerek bile geçirebilirsin. kimse sana birşey demez. ben yine de kendime gelmek istiyorum. kendime hoşgelmekten mutluyum.
aklımın bir odasını ona tahsis ettim. sen dedim yat içerde. yatak çarşafları temiz(bu yalandı).
yanına gittiğimde yatağın kenarına oturmuştu. komidinin üstünde sümüklenip buruşturulmuş iki tane peçete. noldu dedim. hiçbişi dedi. tamam dedim sormadım. belli ki burda olmaktan hoşnut değildi. ama gidecek yeri yoktu.
giysilerimden verdim ona. gardrobu kapatırken. baktım. gözü içerde kaldı. o mor çiçekli elbise di mi dedim. gözlerini indirdi. ben de hiç giymedim onu dedim. bana onun hediyesiydi. hışımla aldı verdiğim giysileri. odadan çıktı.
baktım kotun paçalarını kesmiş. kısacık etmiş. kıçı görünüyor. beyaz gömleğin kollarını da kesip göğsünün altından bağlamış. onun göğüsleri benimkilerden büyük. sonra aklıma geldi iç çamaşırı vermeyi unuttum diye. o da istememişti.
ben işe gittim geldim . o evde oturdu. bir elinde kumanda bir elinde fındık fıstık tabağı. yerlere atıyordu. temizlemeye yeltendim. beni koltuğa çekti. bacaklarını bacaklarıma doladı. üstüne düştüm.
kafamı göğsüne gömdü. şşşşşş dedi. kımıldama. kaç gündür bunu yapmak istediğini biliyorum. ben gönüllüyken faydalan işte.
uyandım. üşümüş ama rahatlamıştım. hiçbişi hissetmiyordum. ne ağrı ne de bişi. hayret dedim. genelde sabah kalktığımda ayaklarımın üstüne basamam. ayaklarıma baktım. ayaklarımı göremedim.
kırmızı bir gölün içinde yatmakta olan gövdem vardı ama ayaklarım yoktu. ellerimle kırmızı göle dokunmak istedim. pırıldayan bir yüzeyi vardı kırmızı gölün. incecik ten. ıslak mukoza parlaklığı.
ellerimi bulamadım. kolum kalkmadı. ne de doğrulabildim. gövdem dikdörtgenler prizması şeklindeydi kırmızı gölün ortasında. biraz daha gözlerimi kaydırdığım zaman yataktan yere akmış olan gölün ortasında giysilerini gördüm. üzerinden çıkarılmış paçalarını kesip kısacık ettiği kot. beyaz gömlek(artık pempe). ve mor çiçekli elbise. ama sadece bir kısmı. onu giymiş giydikten sonra kesmişti. kimbilir ne hale gelmişti güzelim elbise.
sadece kaldırabildiğim kadarıyla kafamı kaldırdım yataktan. saçlarım. SAÇLARIMI da almıştı. çığlık atmak istedim. vazgeçtim. kafamı kaldırınca göğsümdeki etten kandan iki boşluk çekti dikkatimi.
bedenimi giymiş giydikten sonra da kesmişti. kimbilir ne hale gelmişti güzelim göğüsleri diye düşündüm.
aklının bir odasını bana tahsis etti. sen dedi yat içerde. yatak çarşafları temiz(bu yalandı).
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
0 yorum:
Yorum Gönder