yeni eve çıkınca da böyle olmuştu. her yer düzenli çay her daim ocakta kaynıyor ama gelen giden yok arayan soran yok. yaw evdeyim millet işte gelsenize diye bağırası geliyordu insanın camdan dışarı. şimdi de öyle. yalnızlığın birinci tekil şahıs hali ile doğru orantıda giden blogumda ne gelen vaaaar ne giden. yanlışlıkla kapıyı çalan ya da ya bi arkadaşa bakcaktım diyerek bar kapısından beleşe girmeye çalışan ya da içerdeki ortamın nabzını tutup duruma göre bi yan bara geçsek mi diye kafayı uzatan bile yok.
tamam yeni bi işletmeyiz daha güvenilirliğimizi kanıtlamadık ama let's give peace a chance diyorum..
07 Kasım 2008 Cuma
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
2 yorum:
Galiba buradaydı..
Burası mıydı sahiden orası.
Gözlerimi kısarak içeriye doğru baktığım ve acı çektiğimi anımsadığım yer bu satırlardamıydı.
Nasırlaşmış duygularım olduğuna inanırdım oysa..
Bütün sokak kedileri bile bilirdi duygularımı.
Siz onlara yinede söylemeyin sakın.
Nasılda yanılmışım oysa.
Hiç aldırış etmemiş.
Hiç kabullenmemişim.
So? What's next step?
Başka bir dilde küfür etmeyi öğrenmem gerek sanırım.
Siz bunuda başkasına söylemeyin lütfen.
Annem duyarsa çok kızacaktır çünkü..
Bir yer var ve sadece ben biliyorum.
Kıyı kayalıkların altında girişinde ağaç kökleri olan ve güneşin unuttuğu bir yer orası.
Oraya girdiğinizde güneş sizide unutuyor.
"Bir adama sormuşlar.
-Karanlık mı güçlüdür.?
-Yoksa Aydınlık mı.?
Oraya girdiğinizde sizi diğerleride unutur.
Hiç kimsenin bilmediği bir yere girmek herkesin sizi unutmasıyla eşit bir anlam taşıyor.
Ama oraya eğer korkularınızı götürmediyseniz kendinizi hiç yanlız hissetmiyorsunuz.
Eğer korkularınızla gittiyseniz bile yanlız değilsinizdir..
Fakat çoğu kişi ya korkularıyla gelmekten korktuğu için gelmemiştir benimle oraya...
Yada aynı sessizlikte iki kişi olmak istememiştir.
Cevabını bilmiyorum.!
Az evvel dizi izlemeye hazırlanırken gördüm burayı..
Sonra mutfağa girdim.
Bir bardak aldım elime cam bir bardak.
Dolabı açtım..
İçki koymak istedim.
Vazgeçtim sonra..
Aklıma kahve yapmak geldi ama bugün çok kahve içtiğimi anımsadım.
Kalbimin zayıflayabileceği düşündürdü beni.
Sonra bir fincan sıcak kakao ile kandırdım kendimi.
Başka birisinin evindeki koltuğa oturdum müziği açtım.
Sizi dinledim.!!
Başka yerdeki yazılarınıza gittim.
Geldim.
Gittim..
Gelmek istemedim.
Orada kalsaydım dediğiniz yerleri olur ya hayatın oralarda kalmak istedim.
Sonra bir cesaret kırıntısı.
-Çok gençken ve doğduğum yerlerde bir yerdeydi orası.
Henüz beyaz bembeyaz bir tenim vardı..
Canım sıkılmıştı kardeşlerim başkalarıyla oynuyordu.
Oradaki kimseyi tanımıyordum.
Onlarda beni tanımıyordu hiç.
Bir arı kovalamıştı beni koşmuştum korkmuştum.
Ama onun önüne geldiğimde daha çok korkmuştum.
İçeriye doğru baktığımda "İçeri gel.. diyen ses'e gittim.
Benim yaşımdan küçük bir kız çocuğuydu.
Sanki bir kör ebe oynamışta saklandığı yerden hiç çıkmamıştı.
Teni beyazdı..
Geçen yıl oraya geldiklerinde sırtını güneşte çok yaktığını bu yüzden güneşte dolaşmak istemediğini söylemişti.
Öyleyse üstüne birşey giy demiştim.
Sonra başka şeylerden konuştuk ve ayrılıp eve gittik.
Bir daha ben o küçük kızı hiç görmedim.
Belkide hiç kimse o karanlığa bakmamıştı.
Belkide sahiden bir kör ebeydi.
Saklanıyordu.
Yanlız döndüğüm o soğuk iş seyahatlerimin yoruculuğundan evime geldiğimde hep aynı soğukluğu hissederdim.
Sadece ışığı açmam yetiyordu belki..
Çoğu kez..
Ama bazen o yeri düşünüyorum.
oraya gitmek ve güneşten saklanmak sonra..
Sonra o kıza rastlamak istiyorum..
yine..
Konuşmak istiyorum biraz..
Sonra derin bir uykuya dalmak ve uyumak istiyorum.
-Pekala,dedim kendime az evvel ..
İçeriye girme sadece bir mektup yaz ve bırak oraya..
Belki oda saklanıyordur güneşten.
yada...
Sadece bir kör ebedir.
...
Yorum Gönder